Bu filmi izleyene kadar Allan Kardec adını duymamıştım.
- "Kitaplar ne işe yarar?
- Hiç.
- Tabi onları düşünmek için kullanmazsak veya hissetmek için. Şüpheler... Sorular... Merak edilen şeyler... Yüreğinizin sesine kulak verin ve aklın bizi ne kadar ileri götürebileceğini kendiniz anlayın."
Sorularla öğrencilerini düşünmeye davet eden bir öğretmenin, din dayalı eğitime başlanmasıyla emekli olması ve kendini spiritüel bir durumun ortasında bulması.
Hiçbir fikre körü körüne karşı çıkmamak lazım. Denemek, deneyimlemek, araştırmak, anlamaya çalışmak lazım. Anlayamasanız da yargılamayın. İnanmadığınız şeylere inananları, doğru bulmadığınız şeyleri doğru bulanları kendinizden daha cahil zannetmeyin. Bakış açınız gelişmeyecek kadar dar ve sığ olmasın hiç.
"Analiz edin, düşünün, sonuca varın."
Herkes birbirinden farklı bir pencereden bakar ve herkesin pencereden gördükleri şahsına münhasır.
"Her yerde ruhlar vardır."
Bu gerçek olabilir mi!
"Ruhların burada veya oturma odamızda, hatta banyoda olabileceğini düşünmek hiç de hoş değil."
Anlayamadığımız şeylerle dolu bir dünyada yaşıyoruz. Dünyayı, hatta tüm evreni ve neredeyse her şeyi duyularımızla algıladığımız kadar zannediyoruz.
Bilmem benimle aynı fikirde olur musunuz ama hepimizin görü yeteneğinin, üçüncü gözünün, çakralarının kapalı olduğunu düşünüyorum. Bunun birçok nedeni vardır elbette. Okuduğum ve mantıklı gelenlerden biri de "et yemek". Bir ara yerken tiksinti duyduğum için vegan değil ama vejetaryen olmuştum. Ne kadar sürdü hatırlamıyorum. Daha sonra B12 değerimin düşmesiyle tekrar et yemeye başladım. Bakliyat vs. ile karşılayabilirdim elbette, ama tiksinti duymuyorum, aksine keyif alıyorum. Kendimi yamyam gibi hissettiğim ve içimdeki hayvanı beslediğimi düşündüğüm oluyor çoğunlukla.
Üçüncü gözüm bir zamanlar açıktı. Fal bile bakardım üniversitedeyken. Evde 6 kızdık. Akşamları tüm arkadaşlarımız toplanır ve onlarca kıza dönüşürdük. bir sürü eğlence, kahkaha ve fal. Tuttururdum demek ki -ki her geldiklerinde baktırırlar ve yeni arkadaş getirirlerdi. Bazen öyle şeyler görürdüm ki, odama gidemez, arkadaşlarımın odasında kalırdım.
İnsan fikirlerinin ne kadar akışkan olduğunu bilemiyoruz. Alışkanlıklarımızın dışına çıkıp biraz sorgulayınca çabucak değişebiliyorlar.
Kendi dışına çık. Şaşırt kendini.
Her şeyin değişeceğini bilmek ne kadar tuhaf geliyor. Biz bu coğrafyada, bu yüzyılda doğduk. Aynı yüzyılda ama başka coğrafyada yaşayan insanlar bile birbirinden ne kadar farklı. Bizden önceki çağlarda, yüzyıllarda her şey ne kadar farklıydı bugünden ve bizden sonra da çok farklı olacak. Her şey çok saçma geliyor bunları düşününce. Onca hayattan sonra kalan sadece ruh. Ruhu şekillendirense; yaşadığın çağ ve coğrafya.
"Bu gerçekliğin ötesinde başka gerçeklikler var. Bu hayatın ötesinde başka hayatlar var."
"Yakında hepimiz tarih olacağız."
Bunu sık sık düşünürüm. Dışarıda yürürken, bir kafede otururken, etrafıma bakıp, bu gördüğün insanlar -ben de dahil- en fazla onlarca yıl sonra yok olacak. Tıpkı geçmişte yaşayıp ölmüş nice insan gibi yok olup gideceğiz. Adımızı kimse bilmeyecek. Soyunuz devam etse bile adınızı, nasıl biri olduğunuzu, neler yaşadığınızı birkaç nesil sonra kimse hatırlamayacak.
Dipnot: Tırnak işaretli kısımlar filmden alıntıdır.
Ne kadar vurucu bir cümle aslında; "Yakında hepimiz tarih olacağız." Ve aslında hepimiz filmin sonunu biliyoruz... (Mecazen :)))
YanıtlaSilKesinlikle tam kelimesi bu; vurucu. O cümle, insanı tuhaf hissettiriyor. Filmin sonunu biliyoruz. Peki ya sonra?!
SilBu aralar aynı şeyleri düşünüp hissediyoruz demek ki, ne güzel. Merakla bekleyeceğim yazını. Belki karşılaşmışızdır da haberimiz yoktur :) Neden olmasın, bir gün öyle bir fırsatımız olur belki. Ama fal konusunda söz veremem :) Yeteneklerimi yitireli çok oldu, artık fincanı elime aldığım gibi nefesim daralıyor.
YanıtlaSilİzlediğinde umarım beğenirsin :)
kapalı üçüncü gözler, çakralar açılsa daha zor olabilir sanki hayat. duru görü, telekinezi gibi yeteneklerim olsun isterdim ama olsaydı da korkardım sanırım. filmi duymamıştım, izleyeceğim, ilgi duyduğum konular. yazı da nefis olmuş :)
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim. Birçok açıdan zor, birçok açıdan da kolay olabilirdi. Sağlık açısından kesinlikle iyi olurdu bence :)
Silİzlediğinde umarım beğenirsin.
eh dediklerin doğruuuuu :) film pekı duymadıydıım :) horse girl vardı bi deee pekuuu :)
YanıtlaSilİzlersen beğenirsin umarım ikisini de :)
SilEt yemenin sağlığa zararı ile ilgili bir belgesel izlemiştim. Birçok hastalığın riskini arttırdığına dair bilimsel veriler vardı. Maalesef ki et tüketmeden yaşamak zor gelmişti.. Yine de en aza indirmekte fayda var diye düşünüyorum. Filmi listeme aldıım :)
YanıtlaSilEt tükettiğimiz kadar yeşillik tüketsek belki zararı daha az olabilirdi. Keşke vücudumuzla konuşabilseydik, çünkü her bünye farklı :)
SilUmarım beğenirsin izlediğinde :)
Fabulous blog
YanıtlaSilThank you so much :)
SilPlease read my post
YanıtlaSil:)
SilNeden kitap okuruz başlıklı bir yazıyı kafamda kurguluyordum ben de:) Kitapları okuyup davranışlarını değiştiremeyip, gelişemeyenleri düşünerek.
YanıtlaSilEminim güzel bir yazı olur :)
SilOkumuş olmak için okumamak gerek. Her kitaptan alabileceğimiz çok değerli şeyler var. Tabi yazmak için yazılmamış kitaplardan :)
“Kendi dışına çık. Şaşırt kendini.” Bu kısımı çok sevdim.🌸
YanıtlaSilBu iki cümleyi ben de çok seviyorum ve arada kendime hatırlatıyorum :)
Silüçüncü göz kendiliğinden mi kapanıyor
YanıtlaSilYanlış birşey söylemek istemem ama nasıl yapıyorsak beden ve ruh arasındaki bağlantıyı kaybediyoruz sanırım.
Silgüzele benziyor not aldım yarın izleyeceğim.
YanıtlaSilUmarım beğenirsin :)
Silİnsanlar olarak biz, dünya ve evren. Aslında bir mucize. Ama biz sıradan şeylermiş gibi görüyoruz.
YanıtlaSilKesinlikle öyle. Sıradan şeyleri abartmayı, mucizevi şeyleri de küçümsemeyi iyi beceriyoruz.
SilEn doğru kendi fikrimiz zannediyoruz ve diğerlerini küçük görüyoruz. Kesinlikle böyle
YanıtlaSilHalbuki binlerce pencere var ve her pencereden görünen bambaşka ve hiçbiri diğerinden daha doğru ya da yanlış değil.
Sil